Takiyüddin Kimdir

Takiyüddin, 1521 seneninde Şam’da doğdu. döneminin en büyük bilginidir. Matematik ve astronomi başta olmak üzere bir hayli alanda araştırmaları vardır. Bilhassa trigonometri alanındaki çalışmaları övgüye değerdir. Bilhassa trigonometri alanındaki çalışmaları övgüye değerdir. 16. asrın tanınmış astronomu Copernicus sinüs işlevini kullanmamış, sinüs, kosinüs, tanjant ve kotanjanttan söz etmemiştir; oysa Takiyüddin bunların tanımlarını vermiş, ispat etmelerini yapmış ve cetvellerini hazırlamıştır. Takiyüddin, trigonometrik işlevlerin kesirlerini, ilk kez ondalık kesirlerle göstermiş ve birer derecelik fasılalarla 1 dereceden 90 dereceye kadar hesaplanmış sinüs ve tanjant tabloları hazırlamıştır. Bu dönemde, logaritma tabloları veya hesap makineleri olmadığı için, trigonometrik hesaplamalarda ya bu cetveller veyahut rub, başka bir deyişle “trigonometrik çeyreklik” denilen kolay bir alet kullanmıştır.

Takiyüddin‘in aritmetik alanındaki çalışmaları da oldukça ehemmiyetlidir. Kendisine mahsus pratik bir rakamlama sistemi geliştirmiş ve çok önceden beri kullanılmakta olana altmışlık kesirlerin yerine ondalık kesirleri kullanmaya başlamıştır. Takiyüddin, ondalık kesirleri teorisel olarak incelemiş ve bunlarla dört işlemin nasıl yapılacağını örnekleriyle göstermiştir. Batı’da, bu düzeye, takriben on yıl sonra yazılmış olan (1585) Simon Stevin’in (1548-1620) yapıtı ile erişilebilmiştir. Ondalık kesirleri, Uluğ Bey’in Semerkand Gözlemevi’nde müdürlük yapan Gıyâseddin Cemşid el-Kâşi’nin Miftâhü’l-Hisâb (Aritmetiğin Anahtarı, 1427) isimli eserinden öğrenmiş olan Takiyüddin’e göre, el-Kâşi’nin bu konudaki bilgisi, kesirli sayıların işlemleriyle hudutlu kalmıştır; oysa ondalık kesirlerin, trigonometri ve astronomi gibi bilimin diğer dallarına da uygulanarak genelleştirilmesi gerekir. Acaba Takiyüddin’in ondalık kesirleri trigonometri ve astronomiye uygulamak istemesinin gerekçesi nedir? Osmanlıların kullanmış oldukları hesaplama yollarını, yani Hind Hesabı denilen onluk yolla Müneccim Hesabı denilen altmışlık yolu tanıtmak kasıtıyla yazmış olduğu Bugyetü’t-Tüllâb min İlmi’l-Hisâb (Aritmetikten Beklediklerimiz) isimli çok değerli eserinde Takiyüddin, ondalık kesirleri altmışlık kesirlerin bir alternatifi olarak gösterdikten sonra, dokuz başlık altında, ondalık kesirli sayıların iki katının ve yarısının alınması, toplanması, çıkarılması, çarpılması, ayrılması, karekökünün alınması, altmışlık kesirlerin ondalık kesirlere ve ondalık kesirlerin altmışlık kesirlere dönüştürülmesi işlemlerinin nasıl yapılacağını birer örnekle izah etmiştir. Ancak Takiyüddin’in tam sayı ile kesrini birbirinden ayırmak için bir sembol kullanmadığı veya geliştirmediği görülmektedir; mesela 532.876 sayısını, “5 Yüzler 3 Onlar 2 Birler 8 Onda birler 7 Yüzde birler 6 Binde birler” biçiminde veya “532876 Binde birler” biçiminde sözel olarak dile getirmekle kanaat etmiştir. Ayrı olarak, yüzbinler basamağı ile yüzbinde birler basamağı arasında kalan kesirli sayıların kolayca mevkilendirilebilmesi, başka bir deyişle tam ve kesir bölümlerinin birbirlerinden ayrılabilmesi için bir tablo tertip etmiştir. Çarpma, bölme ve karekök alma işlemlerinden sonra netice sayısının tam ve kesir bölümünü anlayabilmek için bu tabloya bakmak yeterlidir. Yalnız bu tablonun işlemlerde sağlayacağı kolaylık, ondalık sembolünün sağlayacağı kolaylıktan daha fazla değildir. Takiyüddin, bu eserinde göksel konumların belirlenmesinde kullanılan altmışlık metodun hesaplama açısından elverişli olmadığını bildirir; zira altmışlık metotta, kesir basamakları çok olan sayılarla çarpma ve bölme işlemlerini yapmak çok zaman alan bıkkınlık verici ve senedirici bir iştir; bugün kullandığımız onluk kerrat cetveline benzeyen altmışlık kerrat cetveli dahi bu güçlüğün giderilmesi için yeterli değildir. Oysa onluk yolda, kesir basamakları ne kadar çok olursa olsun, çarpma ve bölme işlemleri kolaylıkla yapılabileceği için, Ay ve Güneş’in yanında gözle görülebilen Merkür, Venüs, Mars, Jupiter ve Satürn’ün semandaki devinimlerini gösterir tabloları tertip etmek ve kullanmak eskisi kadar güç olmayacaktır. Bu teklifiyle gökbilimcilerinin en ehemmiyetli güçlüklerinden birini gidermeyi amaçlayan Takiyüddin, açıları veya yayları ondalık kesirlerle gösterirken, bunların trigonometrik işlevlerini altmışlık kesirlerle gösteremeyeceğini anlamış ve ondalık kesirleri trigonometriye uygulamak için Sidretü’l-Müntehâi’l-Acı fi Melekûti’l-Feleki’d-Devvâr (Gökler Bilgisinin Hududu) isimli eserinde birim dairenin yarıçapını 60 veya 1 olarak değil de, 10 olarak aldıktan sonra kesirleri de ondalık kesirlerle göstermiştir. Zâtü’l-Ceyb denilen bir gözlem aletini tanıtırken, “Bir cetvelin yüzeyini altmışlı sinüse göre, diğerini ise bilginlere ve gözlem sonuçlarının hesaplanmasına uygun düşecek şekilde kolaylaştırıp, faydalılığını ve olgunluğunu arttırdığım onlu sinüse göre taksim ettim.” demesi bu manaya gelmektedir.

Takiyüddin, ondalık kesirlerin trigonometri ve astronomiye nasıl uygulanabileceğini teorisel olarak gösterdikten sonra, 1580 seneninde bitirmiş olduğu Teshilu Zici’l-A’şâriyyi’ş-Şâhinşâhiyye (Sultanın Onluk Yola Göre Tertip eden Tablolarının Yorumu) isimli katalogunda uygulamaya geçmiştir. İstanbul Gözlemevi’nde takriben beş yıl süresince yapılmış gözlemlere göre tertip eden bu fihrist, diğer fihristlerde olduğu gibi teorisel bilgiler içermez; sadece Yermerkezli sistemin ilkelerine uygun olarak belirlenmiş seyyare konumlarını gösterir tablolara yer verir. Takiyüddin 1584 seneninde İstanbul’da bitirmiş olduğu Ceridetü’d-Dürer ve Haridetü’l-Fiker (İnciler Topluluğu ve Görüşlerin İncisi) isimli başka bir eserinde, son adımı atmış ve birim dairenin yarıçapını 10 birim almak ve kesirleri, ondalık kesirlerle göstermek şartıyla bir Sinüs – Kosinüs Tablosu ile bir Tanjant – Kotanjant Tablosu hesaplayarak matematikçilerin ve gökbilimcilerin kullanımına sunmuştur. Şayet Takiyüddin bu tabloları hazırlanırken birim uzunluğu 10 birim olarak değil de, 1 birim olarak benimsenmiş olsaydı, bugün kullanmakta olduğumuz sisteme erişmiş olacaktı. Batı’da ondalık kesirleri teorisel olarak tanıtan ilk müstakil eser, Hollandalı matematikçi Simon Stevin (1548-1620) tarafından Felemenkçe olarak yazılan ve 1585’de Leiden’de yayımlanan De Thiende’dir (Ondalık). 32 sayfalık bu kitapçıkta, Stevin, sayıların ondalık kesirlerini gösterirken hantal da olsa sembollerden istifade etme yoluna gitmiş ve ondalık kesirleri, uzunluk, ağırlık ve hacim gibi büyüklüklerin ölçülmesi işlemlerine de uygulamıştır. Ancak, De Thiende’de ondalık kesirlerin trigonometri ve astronomiye uygulandığına konusunda rastgele bir belirti yoktur. Bu vaziyet, Takiyüddin’in yapmış olduğu araştırmaların matematik ve astronomi tarihi açısından çok ehemmiyetli olduğunu göstermektedir. Takiyüddin cebirle de ilgilenmiş ve ikinci derece denklemlerinin çözümünde aritmetiksel yolu izlemiştir. Takiyüddin başarılı çalışmalar sergilediği bir diğer alan olan optik ile ilgili Göz ve Bakış Bahçelerinin Işığı Üzerine Kitap (Kitâbu Nur-i Hadakati’l-Ebsâr ve Nur-i Hadikati’l-Enzâr) isimli bir eser kaleme almıştır. Bu kitabın dikkat çekici istikameti, temel dokusunun İslâm Dünyası’nda takriben sekiz asır önce başlatılmış olan köklü ve başarılı optik çalışmalar neticesi ele geçirilmiş temel argümanlar, problemlerden oluşturulmuş olmasıdır. Öyle ki, ele geçirilen yüksek düzey, 17. yüzyıla kadar batıda aktüelliğini savunan temel tartışmaların çerçevesini oluştururken, aynı şekilde, Osmanlı İmparatorluğu’nda da bütün canlılığıyla etkinliğini sürdürmüştür. Bu durumu anlamak ve anlamlandırmak zor değildir. Çünkü 17. yüzyıla kadar batıda optik konusunda egemen olan görüş İbn Heysem’in bir tür anane haline dönüşmüş olan görüşleridir. Bu görüşte temel olan düşüncenin iki boyutu vardır: Optik problemlerin tam manasıyla birer geometri problemine dönüştürülerek konunun geometrik olarak incelenmesi; Problemin bu arada nedensel olarak izah etmesidir. Ayrı olarak bu iki temel düşünce detaylı ve çok ustalıklı olarak tertip etmiş deneylerle de desteklenmiştir. Bu tarz bir araştırma modeli tercümeler yoluyla batıya aktarılırken, doğuda ise 14. yüzyılda Kemâlüddin el-Fârisi’nin Optiğin Düzeltilmesi isimli teferruatlı yorum kitabıyla daha yüksek düzeyli tartışmalara imkan ve taban hazırlanmıştır. Daha sonra 1579 seneninde bu defa Takiyüddin, hem İbnü’l-Heysem’in hem de Kemâlüddin el-Fârisi’nin çalışmalarına dayanarak Kitâbu Nûr’u yazmıştır. Kitap bir giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Kitapta tartışılan temel konular, ışık, görme, ışığın göze ve görmeye olan tesiri ve ışıkla renk arasındaki ilişki, ışığın değişik ayna türlerinde uğradığı değişimler, yansıma yasanın tecrübi olarak ispat etmesi, değişik ortamların ışık üzerine tesirleri, ve kırılmadır. Takiyüddin’in temel düşüncesini ışığın doğrusal çizgilerde ancak global olarak dağıldığı savına dayandırmıştır. Bu tür bir ışık tasarımı İslâm Dünyası’nda konuya getirilmiş yeni bir bakış açısıdır ve bu bakımdan ehemmiyet taşımaktadır. Kitapta ele alınan diğer bir konu da yansımadır. Burada ışığın aynalarda uğradığı değişimler ve çeşitli aynalarda görüntünün nasıl oluştuğu deneysel olarak tartışılmıştır. Kırılma konusunda ise yoğunluğu farklı ortamlarda ışığın uğradığı değişimleri inceleyen Takiyüddin, yaptığı bütün deneysel ve matematiksel irdelemeler sonucunda, kırılma yasanını bulamamıştır. Ama konuyu tamamiyle geometrik olarak ele alan, trigonometriyi işin içine sokmayan ve açılar arasında oranlar veyahut eşitsizlikler kurmak yoluna dayanan fark bir yaklaşım getirmeye çalışmıştır.

Takiyüddin bu arada kabiliyetli bir teknisyendir. Güneş saatleri ve mekanik saatler yapmıştır. Cep, duvar, masa saatlerinin yanında astronomik saatlerle gözlem saatlerini anlattığı Mekanik Saat Yapımı isimli kitabı, Batı Dünyası da dahil olmak üzere, bu asırda bu konuda kaleme alınmış en kapsamı geniş kitaptır. Takiyüddin, ayrı olarak göllerden, ırmaklardan ve kuyulardan suları yukarıya çıkarmak için çeşitli araçlar tasarlamış ve bunları bir yapıtında teferruatlarıyla betimlemiştir. Araştırmalar, Takiyüddin’in ağabeyi olan Necmeddin ibn Marûf’un da iyi bir bilim insanı olduğunu ve bilhassa astronomi ile ilgilendiğini ortaya koymuştur.

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*